PopKedi © 2019

Kanser Tedavisi

Kanser, vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan 100'den fazla hastalık grubuna verilen genel addır. Çok çeşitli kanser tipleri olmasına rağmen, hepsi anormal hücrelerin kontrol dışı çoğalması ile başlar. Kanser tedavi edilmez ise çok ciddi rahatsızlıklara, hatta ölüme dahi neden olabilir.

kanser tedavisi

Kanserde yaygın olarak kullanılan tedavi yöntemleri cerrahi, radyoterapi ve kemoterapidir. Daha az sıklıkla hormon tedavileri, biyolojik tedavi yöntemleri ve hedefe yönelik tedaviler de kullanılır. Bu tedavi yöntemleri tek başına veya birlikte uygulanmaktadır.

 

İlk uygulanan tedavi genellikle birinci basamak tedavi olarak bilinmektedir. Birinci basamak tedavinin arkasından verilen tedavi adjuvan tedavi olarak adlandırılır. Örneğin; cerrahi tedaviden sonra uygulanan kemoterapi adjuvan tedavidir.

 

İlk basamak tedaviden önce uygulanan tedavi ise neoadjuvan tedavidir. Örneğin; cerrahi tedavi öncesi uygulanan hormonoterapi neoadjuvan tedavidir.

 

Pek çok deneysel tedavi yöntemi klinik çalışmalarla test edilmekte ve kanser tedavisi giderek daha çok özel uzmanlık gerektirir hale gelmektedir. Tedavi genellikle medikal onkoloji uzmanı tarafından yönlendirilen bir ekiple yürütülmektedir. Tedaviye başlamadan önce tedavinin hedeflerini, ne kadar süreceğini ve potansiyel yan etkilerini öğrenmenizde fayda var.

 

Kanser tedavisinde önemli bir nokta; hastalar ve hasta yakınlarının, doktorları ve onların önerdikleri tedavi konusunda kendilerini rahat hissetmeleridir. Bazen tedaviniz konusunda ikinci bir görüş almak isteyebilirsiniz.
 

Evreleme | Tanı Koyma


Evreleme; kanserin nerede yerleştiğinin, nerelere yayıldığının ya da vücutta diğer organları etkileyip etkilemediğinin tanımlanmasıdır.


Doktorlar kanserin evresini tanımlamak için tanı metotlarını kullanılırlar. Bu nedenle, tüm testler yapılmadan evreleme tamamlanmaz. Evrenin bilinmesi, hasta için en uygun olan tedavi metodunun seçilmesi ve hastalığın seyrinin tahmin edilmesinde doktora yardımcıdır. Farklı tip kanserler için farklı evre tanımlamaları vardır.

 

Günümüzdeki çeşitli evreleme sistemlerinden en yaygın olarak kullanılanı AJCC (Amerikan Kanser Komitesi) tarafından hazırlanmış TNM evreleme sistemidir. TNM; T (tümör), N (nod=lenf nodu) ve M (metastaz) kısaltmasıdır.

Doktorlarınız kanserin evresini belirlemek için üç faktöre bakarlar:

  • İlk tümörün büyüklüğü nedir ve nerede yerleşmiştir? (Tümör, T)

  • Tümör lenf nodlarına yayılmış mıdır? (Nod=N)

  • Kanser vücudun diğer bölgelerine yayılmış mıdır? (Metastaz yapmış mıdır?) (M=metastaz)

T, N, M sonuçları birleştirilerek kanserin evresi belirlenir. Evre, Romen rakamlarıyla 1’den 4’e (I, II, III, IV) kadar bir değerle belirtilir.

 

Evre 0 kanser teşhisi konduğunda, kanser başladığı yerde sınırlıdır ve çevre dokulara yayılmamış anlamına gelmektedir. Evre 0 kanser, karsinoma in situ olarak da adlandırılmaktadır. Örneğin; memenin duktal karsinoma in situsunda (DCIS) meme kanseri, memenin kanalları dışına yayılmamıştır.

 

Düşük evredeki kanser daha iyi bir klinik seyir gösterir, ancak evreleme bir kişinin kanserle ne kadar uzun süre yaşayacağının tahmini için kullanılmamaktadır. Evreleme sayesinde doktorunuz tedavi seçeneklerini daha iyi değerlendirir.

kanser tedavisi

Kanser Tedavi Yöntemleri


Kanserin tedavisinde kullanılan yöntemler şunlardır:

(1) Cerrahi Tedavi

Cerrahi tedavi (ameliyat), kanserli dokunun vücuttan çıkartılması işlemidir.

 

Cerrahi tedavi, pek çok kanser çeşidinde uygulanan ilk tedavi yöntemidir. Bazı kanser türlerinde cerrahi tedavi ile kısa sürede iyileşme sağlanabilir.

Cerrahi aynı zamanda tanının doğrulanması (biyopsi), evreleme, yan etkilerin ve ağrının azaltılmasında kullanılan bir tedavi yöntemidir.

Bazı cerrahi kanser tedavileri günübirlik olarak, hastanelerde, özel klinik ya da doktor ofislerinde uygulanmaktadır.

Cerrahi tedavinin yan etkileri, cerrahinin tipine ve hastanın tedavi öncesi sahip olduğu genel sağlık durumuna bağlıdır. Tedavi gören hastalarda en sık görülen yan etki, çoğu kez kolaylıkla tedavi edilebilen vücut ağrısıdır.

(2) Radyoterapi

Radyoterapi (radyasyon tedavisi) kanserli hastalara, Wilhelm Conrad Röntgen'in 1895’de X ışınını keşfinden hemen sonra uygulanmaya başlamıştır. Günümüze dek fizik ve bilgisayar teknolojisindeki gelişmelere paralel olarak gelişmiş ve son yıllarda modern radyasyon tedavi yöntemleri geliştirilmiştir. Ülkemizdeki radyasyon tedavi birimleri de bu teknolojik gelişmelere paralel olarak kendilerini ve tedavi ünitelerini geliştirmiş ve geliştirmektedir.

 

Radyoterapi, Radyasyon Onkolojisi Kliniklerinde kanserli hastalarda tek yöntem olarak uygulanabildiği gibi, cerrahi ve kemoterapi ile beraber aynı anda ya da ardışık olarak uygulanabilir. Tüm kanserli hastaların %52’sine tedavinin bir aşamasında radyoterapi uygulanmaktadır.

 

Radyoterapi, hastanın Radyasyon Onkolojisi uzmanı tarafından değerlendirilmesinin ardından, uygun bulunması halinde uygulanmaya başlar. Simulasyon işlemi sonrası radyasyon konusunda yetişmiş fizik mühendislerinin de katılımıyla planlama ve fizik hesapları yapılır. Uygulama, uzman doktor ve fizik mühendislerinin kontrol ve gözetiminde radyasyon teknikerleri tarafından yapılır.

 

Radyoterapide iyonizan radyasyon kullanılır. Amacı kanserli hücreleri yok etmek ve tümörü küçültmek olarak özetlenebilir. Radyasyondan etkilenebilecek normal dokuların minimum düzeyde olmasını sağlamak, planlamanın temel amaçlarından biridir.

 

Radyoterapi sık olarak eksternal (harici) ve internal (dahili) olarak uygulanabilmektedir. Bazı hastalıklarda nadir olarak sistemik radyasyon da uygulanabilir. Harici radyoterapi en sık kullanılan radyoterapi şekli olup, hastalıklı bölgeye radyasyon ışın kaynağı bir makine yardımıyla dışarıdan verilmektedir. Dahili radyoterapide radyoaktif madde vücuda belli bir süre için yerleştirilerek uygulanmaktadır. Sistemik radyasyon tedavisinde de radyoaktif madde hastaya damardan ya da ağızdan hap şeklinde verilmektedir. İnternal tedavi ve sistemik radyasyon tedavisi için belli bir süre hastanede yatmak gerekebilmektedir.

(3) Kemoterapi

Kemoterapi, kanser hücrelerini yok etmek veya bu hücrelerin büyümesini kontrol altına almak için antikanser ilaçlar kullanılarak yapılan tedavidir. Kanser tedavisinde tek başına veya cerrahi ve radyoterapi ile birlikte uygulanabilir.

 

Kanser tedavisinde kemoterapinin amacı hastalığın tipine ve yaygınlığına göre değişmektedir. Kemoterapi uygulamadaki amaçlar şunlardır:

  1. Hastalığı tedavi etmek.

  2. Kanser hücrelerinin çoğalmasını önleyip, yayılmasını yavaşlatarak hastalığın kontrol altına alınmasını sağlamak.

  3. Hastalığa bağlı şikayet ve belirtileri ortadan kaldırarak kişinin yaşam kalitesini artırmak.

  4. Cerrahi veya radyoterapi sonrası uygulanarak hastalığın nüksetme ihtimalini azaltmak.

  5. Cerrahi veya radyoterapi öncesi uygulanarak yapılacak lokal tedavileri kolaylaştırmak.

Kemoterapi İlaçları Nasıl Etki Eder?

Vücuttaki normal ve sağlıklı hücrelerin gelişim ve ölüm süreci bir düzen ve kontrol içinde yürür. Oysa kanser hücrelerinin büyümesi ve ölümü bu kontrol sürecinden çıkmıştır ve bu hücreler kontrolsüz bir şeklide büyüyüp çoğalmaya başlar. Kemoterapi ilaçlarının hemen hepsi kan yolu ile vücuda dağılıp kontrolsüz çoğalan hücrelere ulaşarak bu hücreleri öldürür veya bu hücrelerin kontrolsüz büyümesine engel olur. Kemoterapi ilaçları bir taraftan bu kötü hücreleri yok ederken, diğer taraftan vücuttaki normal hücreler üzerine de etki etmektedir. Bu da vücutta kemoterapiye bağlı bir takım yan etkiler ile kendini gösterir. Ancak mevcut ilaçların normal hücreler üzerindeki istenmeyen bu etkileri geçicidir.

Kemoterapi Nasıl ve Nerede Verilir?

Kemoterapi ilaçlarının vücuttaki uygulama şekli farklı yollarla olabilir. Günümüzde tedavi uygulamasında dört farklı yöntem kullanılmaktadır:

 

  1. Ağız yoluyla (oral) kemoterapi: İlaçlar hap, kapsül veya solüsyon şeklinde ağızdan alınabilir.

  2. Damar yoluyla (intravenöz) kemoterapi: Kemoterapi ilaçlarının en sık uygulandığı yöntemdir. İlaçlar seruma katılarak veya doğrudan enjektör ile damar içine verilerek yapılan uygulamadır. Genelde kol ve el üstündeki damarlar bu işlem için kullanılır. Damardan tedavi uygulamalarında bazen port, kateter ve pompa gibi farklı aletler de kullanılabilmektedir.

  3. Enjeksiyon yoluyla kemoterapi: İlaçlar bazen kas içine (intramusküler) veya cilt altına (subkutan) direkt enjeksiyon yolu ile verilebilir. Diğer bir enjeksiyon yöntemi de ilacın direkt tümör dokusu içerisine uygulanmasıdır (intralezyoner).

  4. Haricen cilt üstüne (topikal) kemoterapi: İlacın direkt dışarıdan cilt üzerine uygulanmasıdır.

 

Kemoterapi ilaçları evde, hastahane ortamında veya özel merkezlerde uygulanabilir. Tedavinin nerede uygulanacağına ve ilacın veriliş şekline; hastanın genel durumuna, hastanın ve doktorunun tercihlerine göre karar verilir. Hastanede yapılacak uygulama yatarak veya ayaktan kemoterapi ünitelerinde yapılabilir.

(4) Hormonal Tedavi

Prostat kanseri ve meme kanseri gibi bazı kanserler vücutta hormon olarak adandırılan bazı maddelerin varlığında büyüyüp gelişirler. Hormonal tedavi vücuttaki hormon miktarını değiştirerek meme, prostat kanseri ve üreme sistemi kanserleri üzerinde olumlu etki gösterebilir. Örneğin; tamoksifen vücuttaki östrojen miktarını azalttığı için, hormona duyarlı meme kanserinin tedavisinde kullanılır.

 

Hormonal tedavinin de potansiyel yan etkileri vardır, genellikle tedavinin tamamlanmasıyla ortadan kalkar. Yan etkiler kullanılan ilaca bağlıdır; erkek ve kadında değişiklik gösterir.

(5) Biyolojik Tedavi

Biyolojik tedavi "immünoterapi" olarak da bilinmektedir ve kansere karşı vücut savunma mekanizmalarını harekete geçirir.

 

İnterferon ve koloni stimülan faktör gibi biyolojik ajanlar vücut savunma mekanizmalarını onarırlar. Araştırıcılar monoklonal antikorlar ve aşılar gibi özel biyolojik tedaviler de geliştirmektedirler.

 

Monoklonal antikorlar laboratuarda üretilen, kanser hücre yüzeylerinde belli alanlara bağlanan maddelerdir. Kanser hücre yüzeyine bağlandıklarında hücrede fonksiyon gören proteinlerin sentezini etkilerler. Örneğin trastuzumab meme kanseri hücrelerinde aşırı miktarda üretilen HER2/neu proteinine bağlanıp kanser hücrelerinin büyüme ve bölünmesini önler. Kanser tedavisinde kullanılan diğer monoklonal antikorlar cetuximab (Erbitux), rituximab (Rituxan) ve bevacizumab (Avastin)'dir.

 

Kanser aşıları vücudun bağışıklık sistemini etkileyerek kanser hücrelerini tanımalarını sağlarlar. Kanser aşıları üzerinde klinik araştırmalar devam etmektedir. Aşılar kanser tedavisinde halen deneysel bir tedavi yöntemi olarak kullanılır.

(6) Hedefe Yönelik Tedaviler

Bu ajanlar direkt olarak kanser hücrelerindeki proteinlerle bağlanırlar, böylelikle kemoterapi ilaçlarının aksine sağlıklı hücreleri etkilemeden sadece kanser hücrelerini öldürür.

 

Hedefe yönelik tedavi örnekleri "imatinib", "gefitinib" ve "erlotinib"dir. Hedefe yönelik tedavilerin de çoğu deneyseldir ve diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılır.

 

Kanser tedavisindeki gelişmeler devam etmektedir, belli tip kanserlerin tedavisi hakkında bilgilere kanser türleri alt başlığından ulaşabilirsiniz.